Rusya, efsanevi çevirmen Zoya Vasilyevna Zarubina’ yı (1920-2009), 27 Ocak 2009 günü , öğlen saat 12:00′de gözyaşlarıyla son yolculuğuna uğurladı.
Zarubina, uzun yıllar dış istihbaratta çalışarak Sovyet dönemindeki en gizli belgeleri çevirdi (bu belgeler arasında Amerika’nın atom bombası projeleri de yer alıyordu). Yapılan en gizli konferanslarda simultane çeviri yaptı. Bu konferanslardan en önemlisi ise tüm dünyanın kulak kesildiği ve bütün dünyanın kaderinin değişmesine sebep olan “Tahran Konferansı”ydı. 2. Dünya Savaşı sırasında müttefikler Stalin, Roosevelt ve Churchill güvenlik açısından İran’da toplanıp görüşmeye karar verdiğinde, konferanstaki tercüme görevinin yanı sıra, bu görüşme esnasındaki güvenliğin sağlanması görevi de Zoya’ya verildi. Zarubina, bu tercümelerdeki başarısını ise, Türkiye ve Çin’de ailesiyle yaşarken İngilizce eğitim veren okullarda okumasıyla açıkladı verdiği röportajlarda.
İstihbaratçı bir aileden gelen Zoya, daha ortaokul sıralarındayken istihbaratçı olmayı arzu etti, fakat ailesi bilhassa da ünlü istihbaratçı babası Vasiliy Zarubin kızının bu fikrine karşı çıktı. Daha lisedeyken kızını ikna etmek için “Moskova Restaurantı”na davet ederek, ailede en azından bir kişinin normal bir hayat sürmesini istediğini dile getirdi. Zoya razı oldu. Kaderin cilvesi olsa gerek, 2. Dünya Savaşı başladı ve Zoya yaralılara gönüllü yardım etmek için başvurduğu zaman kendisine bu alanda ihtiyaç olmadığını, bu bilgi birikimiyle Zoya’ya istihbaratta ihtiyaçları olduğunu söylediler. O güne kadar, hafızasının bir köşesinde ütopya olarak kalmasına izin verdiği bu hayal bir anda gerçeğe dönüştü ve o günden sonra dış istihbaratta görev yaptı.
Zoya’yı yaşamı boyunca en çok üzen olaylardan biri de babası gibi yine ünlü istihbaratçı olan üvey babası Leonid Eytingon’un vatan haini ilan edilmesi ve şerefinin ancak kırk yıl sonra iade edilmesi oldu. Elbette bu da kaderin bir cilvesi olarak adlandırılabilir, zira Leonid Eytingon kitleleri peşinden sürükleyen, birçok seveni ve takipçisi bulunan bir cana, Troçki’nin canına kıymıştı.
Zoya Zarubina, bütün bu travmaların ardından, bilgilerini ve deneyimlerini yetiştirdiği genç çevirmenlere aktardığı Moskova Yabancı Diller Enstitüsü’nde dekan olarak görev yapmaya başladı. 1970 yılından sonra Diplomasi Akademisi’nde ders vermeye devam etti. 1972-73 yıllarında Helsinki Antlaşması’nın hazırlanması sürecinde Sovyet komisyonunun çalışmalarına katıldı. 1988 yılında uluslar arası bir hareket olan “Dünya İçin Pedagoglar” hareketinin içinde yer aldı, bu hareketin başkan yardımcılığını yaptı. Zarubina, hastalığı nedeniyle yatakta geçirdiği yaşamının son iki yılına dek sürekli etkin olmuştu.
|